tel-icon 0546 633 56 50

  • face-icon
🔎

DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

Duygudurum Bozuklukları


Duygudurum Bozukluğu nedir?

Duygusal yaşantılar neşe, hüzün, öfke gibi çok çeşitli bir yelpazede yer almaktadır. Duygudurum bozukluğu olarak tanımlanan hastalık grubunda temel sorun şartlara ve duruma uygunsuz yada abartılı duygulanım içinde olmaktır. Duygudurumun mutsuzluk, üzüntü, keder yönünde kayması depresyon; neşe, coşkululuk yönünde kayması ise mani düşündürür.

DUYGUDURUM BOZUK

MAJÖR DEPRESYON
Depresyon; en az 2 haftadır süren çökkün duygudurum, ilgi kayıplarının yanı sıra uzun sayılmayacak sürelerde oluşmuş vücut ağırlığı değişimleri (iştahsızlık, kilo kaybı veya çok yeme), uyku alışkanlığında değişme (uykusuzluk veya çok uyuma, uyku sürekliliğinde ve kalitesinde azalma), enerji kaybı veya halsizlik, değersizlik veya suçluluk duyguları, yoğunlaşamama veya dikkati sürdürememe, kararsızlık, yineleyen ölüm düşünceleri ile kendini gösterir. Tüm bunlarla birlikte mesleki ve sosyal işlevsellikte azalma ve kişilerarası ilişkilerde bozulmalar söz konusudur.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?
Depresyonda olan kişi için konsantre olmak ve dikkatini sürdürmek çok yorucu bir çabadır. Okuduklarını ve başkalarının ona söylediklerini anlayamazlar. Karşılıklı konuşma bir yüktür; yavaş ve uzun duraksamalarla, az sözcük kullanarak ve monoton bir sesle konuşurlar. Normalde zevk aldıkları şeylere karşı ilgilerini tamamen yitirirler. Gün boyu mutsuzluk, üzüntü, ağlama isteği içerisinde olurlarken, iştahları son derece azalmış ya da çok artmış olabilir. Kimi insanlar gün içerisinde aşırı bir uyku ihtiyacı içindeyken bazıları yoğun uykusuzluk çekebilirler. Yorgunluk ve bitkinlik oldukça belirgindir. Kendilerini değersizlik ve suçluluk hisleri içerisinde bulurlar. Depresyondaki kişinin özbakımı da hayli kötüleşir. En önemlisi de kişi, sanki içinde bulunduğu durum hiç geçmeyecekmiş gibi düşünür, kendini umutsuzluk içerisinde bulur.

Kimler Daha Çok Depresyona Girer?
Depresyon; genellikle 20 ve 50’li yaşlar arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görüldüğü bildirilmiştir. Yaşam boyu görülme sıklığı ise % 12-25 civarındadır.
Depresyon, beyindeki yapısal birtakım özellikler ve değişikliklerle ilişkili olup akrabalarında depresyon olan kişilerde, çocukluk çağı ihmal ya da istismar yaşantıları olanlarda görülme sıklığının daha fazla olduğu söylenebilir. Bununla birlikte yaşam olayları ve çevresel stres etkenleri, travmalar, aile içi şiddet, sevilen kişilerin kaybı tetikleyici olabilirken ayrılık, boşanma, emeklilik, yaşlılık, işten ayrılma gibi yaşam dönemi olayları da depresyona sebep olabilmektedir.

Depresyon Tedavisi Nasıldır?
Tedavide; ilaç kullanımının yanı sıra bireysel psikoterapi de önerilmektedir. İlaç tedavisi ile hastaların çoğunda şikayetler geriler, ancak tedavinin uzun süreli olduğu ve ilaçların etkisinin ortaya çıkmasının birkaç haftayı bulabileceği unutulmamalıdır. Hafif şiddette depresyonda psikoterapi öncelikli olarak seçilebilir. Bilişsel, davranışçı tedaviler, kişiler arası ilişkilere yönelen psikoterapiler depresyonda yarar sağlar. Terapide hedef; danışana kendisi ve yaşama dair yaptığı olumsuz düşüncelerin farkına varabilmesini sağlamak ve uyumu bozan bu düşüncelerin yerine daha sağlıklı bir algılayış, düşünce ve becerilerin kazanılmasını sağlamaktır. Depresyon tedavisinin sonuçlarının oldukça yüz güldürücü olduğu söylenebilir

BİPOLAR BOZUKLUK
Bipolar Bozukluklar (Bipolar Affektif Bozukluklar); İki Uçlu Mizaç Bozukluğu veya Manik-Depresif Bozukluk olarak da bilinir.

Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
Kişinin duygudurumu mani ve depresyon kutupları arasında değişkenlik gösterir. Sabit, sürekli ve dengeli bir ruh hali gözlemlenemez. Onun yerine depresif dönemde depresyonun mutsuzluk, üzüntü, isteksizlik, motivasyon kaybı gibi klasik belirtileri görülür. Manik dönemde ise; taşkın, coşkulu duygudurum, enerji ve aktivitede artma (çok konuşma, çok gezme, çok para harcama, cinsel istekte artış, fikir uçuşmaları, yaratıcılıkta artma, risk alıcı davranışlarda artma), dikkat dağınıklığı, yoğunlaşmayı sürdürememe, uyku ihtiyacının azalmasına rağmen kendini enerjik hissetme, özgüven ve özsaygıda belirgin artış, rahatsızlık verici ya da saldırgan davranışlar gibi özellikler ortaya çıkabilmektedir.
Bipolar Bozukluk çoğunlukla ergenlik dönemi ya da ilk yetişkinlik döneminde ortaya çıksa da her yaş ve cinsiyette görülebilmektedir. Toplumda yaşam boyu hastalanma riski %1 civarındadır. Kalıtımsal etkenlerin hastalığın oluşumunda rolü olduğu gösterilmiştir.

Bipolar Bozukluk Tedavisi Nedir?
Bipolar Bozuklukta tedavinin esasını ilaç tedavisi oluşturur. Psikiyatrik tedavi ile birlikte psikoterapi alınması da oldukça faydalıdır. Psikoterapide manik ve depresif atakları tetikleyebilecek stres faktörlerinin etkisinin azaltılması, stresle başa çıkma yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenir.

Hastalığın Riskleri Nelerdir?
Sık tekrarlayan depresyon ve mani atakları bir süre sonra kişinin sosyal yaşamını, eğitim ve iş hayatını ileri derecede aksatabilir. Bu nedenle tedavi genellikle sadece hastalık dönemi ile sınırlı tutulmaz. Manik veya depresif epizodların dışında zaten tamamen iyi durumda olan hastalar için amaç “koruyucu” tedavinin hedeflenmesi olmalıdır. Tedavi süresi uzun olabilir. Kimi zaman ömür boyu sürebilir.
Tedavinin ilerleyen aşamalarında, kendilerini iyi hissettikleri için, kişiler ilaçları aniden bırakabilmekte veya dozajlar azaltabilmektedir. Kuşkusuz bu durum tedavinin seyri açısından risklidir ve yeni bir atağa davetiye çıkarır. Bu nedenle Bipolar Bozukluk hastalarının sürekli doktor izleminde kalması tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.